Uzun Hikaye Anlatıcı Kimdir? Bir İzmirli Genç Yetişkinin Gözünden
Hepimizin etrafında bir “uzun hikaye anlatıcı” vardır. Hani şu anlatmaya başladığında gözlüklerini düzelten, derin bir nefes alıp, “Ben sana bir şey anlatacağım, ama gerçekten iyi dinle!” diye başlayan tip. Sadece hikaye anlatmakla kalmaz, anlatırken hayatını da masaya koyar; kahraman olur, kötücül bir karakter olur, zaman zaman da komik yanlarını görürsünüz. Kimdir bu uzun hikaye anlatıcılar? Neden bazen konuşmaya başladıklarında hiç bitmezler? İşte bu yazıda, hem komik hem de biraz derinlemesine bir bakışla, uzun hikaye anlatıcılarının kim olduğunu keşfetmeye çalışacağım.
Uzun Hikaye Anlatıcısının Genel Özellikleri
Öncelikle, uzun hikaye anlatıcılarının ortak özelliklerine bir göz atalım. Çünkü bu insanlar neredeyse bir tür türkü gibi, özellikleri birbirine benzer ama bir o kadar da özgün. Bu anlatıcıların kim olduğunu anlamak için, birkaç basit teste tabi tutabilirsiniz:
1. Anlatacak Çok Şeyi Vardır: Uzun hikaye anlatıcıları, bir konuda konuşmaya başladıklarında hemen hemen her konuya daldıklarından, bir anda bir sohbette kaybolmuş hissedebilirsiniz. Misal, “Geçen gün yeni bir dondurma aldım, müthiş bir tat!” dediklerinde, aniden karşınıza bir gıda tarihi çıkar. O dondurmanın ne kadar eski bir tat olduğuna, hangi bölgeden geldiğine dair saatlerce konuşabilirler. Tabii ki, dondurmanın kendisiyle bir ilgisi yoktur ama olsun, nasıl olsa hikaye çok uzun!
2. “Bunu Daha Önce Anlatmıştım mı?”: Sık sık kendilerine sorarlar: “Bunu daha önce anlatmıştım mı?” Ve evet, belki de anlatmışlardır. Ama kimse bunu umursamaz çünkü anlatmak, anlatıcı için bir terapi gibidir. Kendi hikayelerini anlatırken, öyle bir kurgularlar ki, başınıza gelen en sıradan olay bile kahramanca bir maceraya dönüşebilir. Mesela bir gün markette domates alırken “hayatınızdaki en önemli an”ı yaşayabilirsiniz.
Yeri Geldiğinde Kendi Kendine Konuşan Bir Uzun Hikaye Anlatıcısı Olmak
Gerçek şu ki, bazen kendimi bir uzun hikaye anlatıcısı olarak buluyorum. Ve bu, çoğu zaman bilinçli değil, doğal bir süreç gibi gelişiyor. Örneğin, geçen gün arkadaşım Selim’le bir kafede oturuyorduk. Konu bir şekilde okullarda popüler olan ‘fakir bir çocuğun büyük bir başarıya imza atması’ hikayelerine geldi. Ben de başladım:
Ben: “Ya bak, aslında o tür hikayeler ilginçtir. Düşünsene, bir çocuğun fakirlikten gelip büyük başarıya imza atması—”
Selim: “Tamam da, ben bu hikayeyi daha önce bir filmde izlemiştim, ya da bir dizide.”
Ben: “İşte o da ilginç; çünkü o fakir çocuğun aslında o kadar da fakir olmadığını, ya da… başka bir açıdan bakıldığında çok daha farklı bir şey olabileceğini fark ediyorsun.”
Ve bam! “Fakirlik” üzerine başlayıp, zenginlik, toplumdaki sınıf farkları, kapitalizmin etkisi ve hatta sistem eleştirilerine kadar gitmiştim. Neyse ki Selim sabırla dinledi—gözleri neredeyse düşmek üzereydi, ama dinliyordu! Tabii ki, 45 dakika sonra, konunun başındaki “fakir çocuk”la ilgili hiçbir şey kalmamıştı. Ama işte, uzun hikaye anlatıcısının gücü bu!
Uzun Hikaye Anlatıcılarının Gündelik Hayattaki Yeri
Peki, uzun hikaye anlatıcıları sadece eğlenceli mi? Tabii ki hayır. Bu insanlar bazen hayatın anlamını bulmuş gibi bir şeyler anlatabilirler. Misal, İzmir’de yürürken karşılaştığınız bir çiçek satıcısının bile size hayatın ne kadar kısa olduğunu anlatması mümkündür. Zaten o çiçek satıcısı da bir uzun hikaye anlatıcısı olabilir. Şöyle ki, çiçekleri satmaya başlamadan önce, “Herkesin bir çiçeğe ihtiyacı var,” diye lafı uzatmaya başlar.
Çiçek Satıcısı: “Şu çiçek, aslında tam 30 yıl önce annemle almıştık. O zamanlar ben de küçük bir çocuktum, ama hayat beni buralara getirdi. Ne demişler? Her şeyin bir zamanı var!”
Evet, bu bir hikayenin başlangıcı değil mi? Herkesin kendi anlatacak bir hikayesi vardır. Zaten, “hikaye” kelimesinin karşısında çoğumuzun iç sesinin devreye girmesi de işin en eğlenceli kısmıdır. Çünkü bazen, başkalarına anlatırken bile, o anki duygu durumumuza göre kendi hikayemize de yeni katmanlar ekleriz.
Uzun Hikaye Anlatıcıları Sosyal Hayatta
Şimdi biraz daha derinlere inelim, çünkü her şeyin komik olacağı bir yer var. Bir gün evde arkadaşlarla toplanmıştık ve sohbetin konusuna bir şekilde “başarı” girdi. Anlattım:
Ben: “Hikayenin başında biri başarıya ulaşmaya karar verir, sonra büyük bir engelle karşılaşır… ama o engel onu daha da güçlendirir.”
Arkadaşlar: “Yani, hayatın anlamı bu mu?”
Ben: “Evet, bir bakıma. Ama engel dediğimiz şey, aynı zamanda… aynada gördüğümüz o dağ gibi olan ‘gerçek’ten de kaçmak olabilir.”
İşte burada her şeyi anlamaya başladık. En sıradan konu bile, bir uzun hikaye anlatıcısı tarafından dev bir düşünceye dönüşebiliyordu. Sonuçta, hayatımızdaki her anın birer hikaye olduğunu anlamaya başladık.
Uzun Hikaye Anlatıcıları ve Zamanın Kendisini Anlatmak
Uzun hikaye anlatıcıları, bir bakıma zamanın akışına karşı gelirler. Çünkü her hikaye, bir şekilde geçmişten geleceğe bir köprü kurar. Zaman, onların anlatımlarında bir düzlemde kaybolur. O yüzden bazen, izlediğiniz bir filmi ya da dinlediğiniz bir şarkıyı bir uzun hikaye anlatıcısının gözünden görmek, dünyayı bambaşka bir yer haline getirebilir. O, hikaye anlatırken zaman biter, biz başlarız.
Sonuç olarak, uzun hikaye anlatıcıları yalnızca anlatıcı değil, aynı zamanda sosyal hayattaki bir “yönlendirici”dir. Onlar, belki de hayatı daha anlamlı hale getiren kişilerdir. Hani bazen, bir arkadaşımızın uzun bir hikayesiyle kaybolduğumuzda, aslında kaybolan şey zaman değil, tüm gerçekliktir. Bunu kabul etmek gerek; zaman zaman anlatıcılar, gerçekliğin kendisinden daha önemli olabilirler.