OMNIbus Kanalı Kimin? Bir Kayseri Akşamı
Kayseri’nin soğuk, rüzgarlı akşamlarından biriydi. Saat tam sekizdi. Akşam yemeğinden sonra kanapeye uzanmış, elimdeki çayı yudumlayarak televizyonu izliyordum. O an televizyon ekranında OMNIbus kanalı bir reklam gösteriyordu. Bilmiyorum, o reklamdaki ışıklar, o melankolik şarkı, beni derinden etkiledi. Birden kafamda sadece tek bir soru belirdi: “OMNIbus kanalı kimin?”
Bu soruyu düşünmeye başladım, ama nehir gibi akmaya başlayan soruların önüne geçemedim. Belki de bu sorunun arkasında başka bir soru vardı, kim bilir? Bu kanal kimdi, kimler sahipti, neden bu kadar dikkatimi çekmişti? Kayseri’nin küçük dünyasında, böyle bir soruyu kafamda döndürmek bana göre değil gibiydi, ama işte oradaydım, bir sorunun peşinden sürükleniyordum.
Gecenin Huzuru ve Düşüncelerim
O gece, bir anlamda rahatlamıştım. Uzun bir haftanın ardından bir şeyleri düşünmeye, içimi dökmeye ihtiyacım vardı. Kayseri’de yaşamaktan bazen keyif alıyordum, bazen ise her şey bana çok sıkıcı, çok yerleşik geliyordu. Aynı yerlere gitmek, aynı insanlarla konuşmak, aynı şehri her gün görmek, bunlar bazen bana çok dar geliyordu. İnsan bazen kendi dünyasında bir çıkış arar ya, işte o an o çıkışı bulmuş gibiydim.
Televizyondan gözlerimi ayırmadan derin bir nefes aldım. O an, OMNIbus kanalının arka planda çalan melankolik şarkısıyla, Kayseri’nin soğuk havası arasında bir bağlantı kurdum. “Hayatımda ne eksik?” diye sordum kendime. Bu şehirde eksik olan bir şey vardı, ama neydi o?
O anda OMNIbus kanalı kimin sorusu her şeyin önüne geçti. Belki de bu kanal, bana bir tür kaçış ya da bilinçaltındaki başka bir şeyin yansımasıydı. Hızla gözlerimi televizyonun ekranına çevirdim. Bir yanda ekranın üst kısmında kanalın logosu vardı, diğer yanda ise sinematik bir atmosferi olan bir görüntü. Güzel bir melodiyi duyarken, hissettiğim hayal kırıklığının tam tersi bir duyguydu; her şeyin sonsuz, geniş bir alanda olduğu hissini veren bir şeydi.
Hayal Kırıklığı ve Merak
“Kim sahip olabilir ki böyle bir kanala?” diye sordum. Kayseri’nin içinde, evimde bir akşam çayı içerken, OMNIbus kanalı gibi bir şey beni derinden etkiliyordu. “Bu kanalın ardında kim var? Bu kanalın sahibi kim?” diye düşündüm. Cevap arayışımda, belki de bilinçaltımda bir eksiklik hissi vardı. Kayseri’de her şey yerleşik, düzenli, ama bazen ben çok fazla sıradanlığın içinde sıkışmış hissediyordum.
Aileme, arkadaşlarıma, ya da çevreme bile bu soruyu sorsam, kimse ne demek istediğimi anlamazdı. OMNIbus kanalının kim olduğu, aslında bana kendi içimde bulamadığım bir şeyi arattırıyordu. O kanalın, o reklamın verdiği his, bana bir şeyleri hatırlatıyordu. Farkında olmadan, belki de bir kaçış arayışıydı bu.
Hayal kırıklığımdan sonra kafamda birçok soru döndü: “Neden hep başkalarının kanallarını sorguluyorum? Kendime niye yeterli olmuyorum?” İçimdeki boşluk birden fazla katmanlıydı. Kimse bana, “O kanalın ardında kimse yok” diyemezdi. Çünkü her şeyin ardında bir şeyler vardı, bir anlam vardı. Ya da en azından ben onu bulmaya çalışıyordum.
Umut ve Yeni Bir Başlangıç
Sabah oluyordu. Kayseri’nin o soğuk sabahına güneş yavaşça yansıyordu. Ekranda OMNIbus kanalının logosu kaybolmuştu. Ama içimdeki merak daha da büyümüştü. Bir an, bu kanalın ardında kimin olduğuna dair bir yanıt bulamamanın verdiği hüsranı hissetsem de, aslında daha büyük bir keşif yapmak üzere olduğumu fark ettim.
Belki de bu kanalın ardındaki soru, bana sadece dış dünyayı sorgulamamı değil, kendi içimi de keşfetmemi sağlıyordu. Kendime niye daha fazla soru sormuyordum? Neden içimdeki boşluğu daha fazla derinlemesine araştırmıyordum?
O an bir karar aldım. Bu sorunun cevabını arayacak, hayatımı, duygularımı daha çok sorgulayacaktım. Kayseri’de, sokaklarda her gün gördüğüm insanların bakışlarında, o küçük anlarda, belki de bir şeyleri keşfetmek için daha fazla fırsat vardı. Kim bilir, belki de OMNIbus kanalının kim olduğunu bulduğumda, aslında kendi kimliğimi, kendi iç dünyamı daha iyi anlayacaktım.
Sonuç: Kendini Arayış
OMNIbus kanalı kimin sorusunun ardında, aslında sadece bir kanalın sahipliğini değil, daha derin bir şeyleri bulma arayışı vardı. Kayseri’de küçük bir evde, akşam çayı içerken bile, insanın iç dünyasında neler olabileceğini görmek, beni daha çok etkiliyordu. O soru, bana sadece dış dünyayı değil, iç dünyamı da sorgulatmaya başlamıştı. Belki de bu süreç, hayatın içindeki kaybolmuş parçalara yeniden bakmamı sağlayacak bir yolculuğun başlangıcıydı.
Kendini tanımak, bazen çok zorlayıcı olabilir, ama o zor anların sonunda her şeyin daha anlamlı hale geleceğini umuyorum. Kayseri’nin soğuk akşamında, omuzlarımda hissettiğim o hafif hüzün ve merak duygusuyla, aslında kendimi bulma yolunda çok daha fazla soruyla karşılaşacağımı biliyorum.